Pizza Bulls Reklam
Tayu Emlak
İşte Trabzon'un suç haritası

İşte Trabzon'un suç haritası

  • İşte Trabzon'un suç haritası
  • Putin Türk firmasının açılışına katıldı
  • Sosyal medyanın en popüler ismi oldu
  • Geçen yıl bıçakla yaraladığı kocası tarafından öldürüldü
  • Trump 37 yıldır yapılmayanı yaptı

HABER ARŞİVİ

Lütfen Bir Tarih Seçiniz

E-Bülten

Email

Sitemizin yeniliklerinden haberdar olmak için bültenimize üye olabilirsiniz.

sanalbasin.com üyesidir

Röportaj

Hayriye Nurcan Yazıcı açık, mert ve net soruları yanıtladı

“Kadın gibi kadın, erkeklere taş çıkarır” dedirtti bana Hayriye Nurcan Yazıcı.

19 Ekim 2015 Saat: 12:16
Hayriye Nurcan Yazıcı açık, mert ve net soruları yanıtladı
Hayriye Nurcan Yazıcı açık, mert ve net soruları yanıtladı

'Erkek gibi kadın' düşüncesi, kadınların ne kadar doğru olduğunu anlatmak için kullanılsa da, ben “kadın gibi kadın” diyor ve dik duruşunu böylelikle vurgulamış oluyorum.Hemen her insanın önemli mesajlar alabileceği dolu dolu bir buçuk saatlik o sohbetimizden sizin için derlediğim soru ve cevaplar;

B.K:Kendinizi tanıtırmısınız?

Hayriye Nurcan Yazıcı: 1980 Gazi üniversitesi mezunuyum.23 yıl Trabzon Lisesinde öğretmenlik yaptım. 2007 den bu yana da, hem siyaset, hem yazarlık, hem annelik görevini eksiksiz devam ettirmeye çalışan; ülkesine sevdalı, Trabzon’a derin bir sevgi ve hayranlık duyan kişiyim. Heyecanlıyım, heyecan duyduğum bütün konularda da başarılı olmuşumdur.“O yüzden insanlar hangi işte olursa olsun heyecanını yitirmemeli, başarı için bu duygu şarttır" derim. İnançlıyım, pozitifim. İki kız çocuğum var. Biri Eczacı, biri Endüstri Mühendisi, ikisi de çalıştıkları şirketlerde yönetici konumunda. Allah'a binlerce şükür olsun, başarılı evlatlara sahibim.Trabzon'a çok genç yaşta geldim. Ruhumdan, duruşumdan, artık etimden tırnağıma kadar Trabzonluyum, bununla da gurur duyuyorum.

B.K:Trabzon'a gelişiniz nasıl oldu? 

Hayriye Nurcan Yazıcı: Ankara’da Orman Bakanlığı'nda çalışıyordum. 12 Eylül'de ülke karışınca, öğretmenlik mesleğimi yapmak için Trabzon’a geldim. Niyetim çok kısa bir süre burada kalıp Ankara'ya dönmekti, ama olaylar farklı gelişti. Gitme hesabı yaparken, kendimi Öğretmenler günü dolayısıyla tamamı öğretmenlerden oluşan bir tiyatro grubunun içinde buldum. Eşimle tanışmama tiyatro vesile oldu. Beni sahnede görmüş…

B.K:Eşiniz tiyatroda gördü...sonra nasıl gelişti?

 Hayriye Nurcan Yazıcı: “Birisi seninle tanışmak istiyor. Niyeti evlenmek ” dediler. Daha sonra görücü usulüne uygun olarak süreç gelişti. Evlendik. Farklı bir ortam, Ankara’dan gelmiş olsam da, bir Anadolu kızı olarak Trabzon’a çok rahat adapte oldum. Bizim orada (Nevşehir'de) üzüm bağı görüyorduk, burada fındık bahçesi gördüm. Yine ayağımda şalvarım vardı. Farklı yöreler gibi görülse de, özde Anadolu’yuz.

B.K:O günden bugüne Trabzon’a baktığınızda hangi konularda eksik kalındı. Trabzon hangi konularda ne kadar gelişti?  

Hayriye Nurcan Yazıcı: Siyasete girdikten sonra da çok sık söyledim. Trabzon’da doğmak değil, yaşamak önemli. Trabzon’da doğmuş ama burada yaşayıp kentine emeği geçmemiş kişileri Trabzonlu olarak görmüyorum. Ben 20 yaşımdan beri Trabzon'da nefes alıyorum. Trabzon’a emek vermeyi sevdim. Bu emek bana itibar verdi, güzellik verdi. Birbirimize vefalı olduk.  Trabzon’da doğmadım ama doğanlardan çok daha fazla Trabzonluyum. Trabzon’u inanılmaz çok seviyorum. Bu sevgime de hep karşılık buldum.Sevince hep güzel olsun, üzülmesin istiyorsunuz. Dolayısıyla yanlışı daha fazla sorguluyorsunuz. 'Trabzon neydi, ne oldu?' 'Ya da neden bu nokta da?' gibi sorulara hep cevap aramışımdır. Sosyal hayatından, kültür sanatına,  ekonomisine kadar... “Eskiden neydi ne olmuş, neden istenilen noktada değil?” dediğim zaman, karşıma hep yanlış yönetilmekten dolayı tamamlanmamış hedefler çıkıyor. İyi temsil edilememiş.

B.K: Bizi yönetecek insanlara güveniyoruz, yetki veriyoruz ama onları hiç denetlemiyoruz. Nereye elinizi atsanız Trabzon’un ihmal edilmişliğini görüyorsunuz… Trabzon’da söz sahibi olmuş insanlar kentine gerçek anlamda sahip çıkmamış. Verdikleri sözleri yerine getirmemiş. 

Hayriye Nurcan Yazıcı: Zaten siyasete girmemim en önemli nedenlerinden biri de bu; Trabzon’un sorunlarını ve içinde bırakıldığı durumu gördükten sonra, sorumluluğum ve vefa duygum vicdanımı rahat bırakmadı. "Haydi Nurcan, emekli falan olmak yok. Şimdi de bu alanda hizmete devam" dedim. 

B.K: Kısaca bu sorunları açar mısınız?

Hayriye Nurcan Yazıcı: Gençlerin işsizliği, sosyal alanların yetersizliği… Özellikle yatırım adı altında yapılan çalışmaların sözde kalması… Gerçek yatırım değil, hizmet sektörü olduğunu hatırlatarak belirtmek isterim ki; turizmin yanlış yönlendirilmesi… Yatırımların üretim ve üretilen üzerinden konuşulması yerine, inşaat sektörünün bile, yatırım olarak telaffuz edilmesi... Büyükşehir olduktan sonra daha da hızlanan, betonlaşma, programsız yapılaşmalar… Özellikle köylerin özünden koparılarak, kentin herhangi bir mahallesi konumuna getirilmesi… Ortahisar’ın tarihi kimliğinin 'özünden' çıkarılması… Trafik sorunu… Para kazanacağız diye,  kent görünümünün ve geleneğinin bozulması… Halkının bir türlü, üreten ve kazanan insanlar olamaması… Yeşil yol projesinin yanlışlığının kamuoyu ile tam manasıyla paylaşılmaması…

SAVAŞ ÇIKARSA BİTTİK!

B.K:Yeşil yolla ilgili bir araştırma yaptınız. Kimsenin dikkatini çekmedi “ama” dediğiniz nokta?

Hayriye Nurcan Yazıcı: Yeşilyol için, “Doğa harap olacak, rakımı yüksek bir alanın kendini tazelemesi çok zor” tespitleri ne kadar doğru olsa da, beni düşündüren Samsun’dan başlayıp Hopa’ya kadar uzanan yolun hangi amaçla kullanılacağıdır… Buna benzer bir manzara da Artvin Yusufeli’nde yaşanıyor. Baraj çalışmalarından dolayı yok edilen yerleşim alanları, göçe zorlanan halk.. Sözde olan bu yatırımların yöre halkına hiçbir faydası olmamıştır, olmayacaktır… Bugün için hafife alınan bu çalışmalar, yarın için “bölge, dolayısıyla ülke güvenliğini” tehlikeye düşürecek boyuttadır…Bu konu çok iyi irdelenmelidir.

"ABD'ye HİZMET DEMEKTİR"

Yeşil yol projesini sadece Trabzon’a değil, bütün bir Karadeniz’e yapılmış haksızlık, düşüncesizlik, vefasızlık, sorumsuzluk olarak görüyorum. Ülkeler savaş anında dağları savunma alanları olarak kullanırlar.  Bu dağlar sizin sırtınızı dayadığınız güvenlikli cephelerdir. Yaylalara ve dağlara yapılan kentlerden kopuk bu yollar, sizi “korunmasız” hale getirecektir. Yani siz göğsünüzü açıyor “gelin beni bıçaklayın” diyorsunuz. Kolay ulaşılır olmanız Batı(lı)nı bayıldığı bir durum. Yürütülen AB projeleri ile önce aile kurumunuzu, köylerinizi ve üreten toplum olma özelliğinizi kaybettiniz, şimdi de Yeşilyol ile yaylaları, bir başka öz kaynağınızı kaybediyorsunuz… Bizim artık devlet olarak mahremimiz kalmadı. Yaylaları bu kadar “açık alan” yapmak iyi niyetli bir çalışma olamaz… Yaylalara ulaşmak kolay olmamalı… Keşke birilerini zengin etmekle kalsalar, ki üstelik bir de Araplara pazarlıyorsunuz. Bu pazarlık da dolayısıyla ABD’ye hizmet demektir.

Hep yanlış bilgilendirildik.. Yeşilyol olağanüstü kalkınma planı olarak falan sunuluyor. Burada siyasiler bir an evvel Karadeniz halkına işin gerçeğini anlatmak zorunda. Kısacası yatırım olarak yutturulan Yeşilyol’un ekonomik olarak, yöre halkına vereceği bir kazanım yoktur. Tıpkı, yerel olmayan AVM’ler gibi… Turizm, geniş kapsamlı bizlere yutturulduğu gibi bir yatırım alanı değil, hizmet sektörüdür. Bu sektör sanıldığı gibi sizi bulunduğunuz yerden yükseklere taşımaz. Hele hele eğitimli gençlerinize asla bir iş imkânı sunmaz. Bunun yanında, Turizmi bile yeterince kazanç haline getirememişiz. Bu da önemli bir konu...Mesela Sümela’ya gelen tur otobüsleri molozda durmalı. Kenti gezmek için gelenler, mutlaka Kemeraltı’na uğramalı. Maksat esnaf para kazansın. 

Avrupa’ya gittiğimiz zaman görüyorsunuz. Zoraki alışveriş noktaları var. Kent halkı para kazansın diye farklı cazibe alanları oluşturulmuş. Ama burada öyle bir döngü yok… Gerçekten bu turların güzergâhlarının, şehrin yararına olacak şekilde düzenlenmesi gerekir. Yoksa iki şişe su alsalar, yemek yeseler de para kazansak diye yollarına bakarız. Dün Ruslar bugün Araplar, bugün varlar, yarın yoklar. Zaten şu an buradalarsa, Amerika öyle istiyor diye… Amerika ile ilişkilerimiz kötü olduğu gün, yönlendirilme bitecektir. 

Bizim hedefimiz dünyada kabul görecek, bir Turizm kenti resmini ortaya koymak olmalıdır. Ona buna yönelik tabela asmakla, davranış geliştirmekle bu iş olmaz. Kentin tarihi kimliğini ortaya çıkararak, kültür ve geleneklerimizden yola çıkarak, ortaya çıkaracağımız bir resimle bunu yapabiliriz . 

B.K :Güzelsiniz... Kendini geliştirirken toplumu da geliştirmek gibi bir hedefi olan kadınsınız. Türkiye'de "kadın" olmak zor der misiniz? 

Hayriye Nurcan Yazıcı: Kadınlar siyasette de olsun, iş dünyasında da. Lakin buralarda olurlarken, "ana" olduklarını hiç unutmasınlar. Bilgili, gelişen ve geliştiren olarak, kendi güçlerine inansınlar... Farkındalıklarını ortaya koysunlar. Bundan sonrası kolay. Toplum sizi baştacı ediyor. İnanmış, üreten ve bir duruşu olan, bilgili kadınlara çok ihtiyaç var. Toplumun özlediği bir resim bu…

Peki Trabzon'da?

Hayriye Nurcan Yazıcı: Trabzon kadını özel bir kadın. Özellikle köylerde, çalışan ve üreten oldukları için, söz haklarını otomatikman hep ellerinde tutuyorlar. Zevkle her işi yapıyor, çalışmayı da asla bir ezilme olarak görmüyorlar. Bunun yanında çok ciddi sorunları var tabi… Verimli toprakları satılıyor. Artık eskisi gibi hayvanları yok. Ürettikleri kazanca çevirmek için pazar bulamıyorlar. Kısacası köy kadını da şehirli kadın gibi gittikçe yalnızlaşıyor. Kadın ne köyünde mutlu ne de şehrinde.

 “SEÇİMLER KIRSALDAN DA KAZANILIYOR”

B.K: MHP sizi aday listesine almayarak büyük bir kesimi şaşırttı. Peki, aday gösterildiğiniz dönemde neler yaşadınız? Biraz geçmişe gidelim...

Hayriye Nurcan Yazıcı: Ben 2011'de aday olduğum zaman bir tespitte bulunmuştum; kesinlikle seçimler kırsaldan kazanılıyor. Merkezde ki çalışmalarla, sadece esnaf gezmekle bu iş olmuyor. Köylere giderken de amacım sadece propaganda yapmak değil, sorunları yerinde tespit edip, ona göre siyaset üretmekti. Zaman zaman bu çalışmalarımı resmettim! Seçmen beni severken bazı küçük düşünceliler “gard” almayı seçti. 

AYŞE SULA’YA BOMBA GÖNDERME

Hayriye Nurcan Yazıcı: Çalıştım, çözümler ortaya koydum. “Bunları yaparsak, hem biz, hem insanımız kazanır” dedim… Bu mesajımı farklı partilerden alanlar oldu. (AKP) Ayşe Sula Köseoğlu gibi mesela....Ayşe Hanım ‘ben daha önceden de köy kızıydım’ dese bile, köy kadının sesi olma konusunda, ben öncülük yaptım. Bu hakkımı kimse inkâr edemez… Hâlâ oradaki vatandaşlarımız arasında vekil olmamı isteyen; gerçek anlamda onları temsil etmemi bekleyen vatandaşlar var. Ayşe Hanım popüler bir tablo sergileyebilir ama benimki samimi bir resimdi.

B.K: O samimi ortamda kadınlarımız ne istedi? 

 Hayriye Nurcan Yazıcı: Köyde de kentte de kadınların ortak sorunları, aile bütünlükleri ve ekonomik olarak daha iyi şartlara kavuşmak. En çok dile getirdikleri ve yardım istedikleri konu ise işsizleri… Kadının evde oturan bir işsizi varsa mutsuzdur. Kadını mutlu etmek istiyorsan ailesinin özellikle çocuğunun problemini gidereceksin. Zar zor okutup kente gönderdiği çocuğunun tekrar köye dönüp diplomalı işsiz olması, onlar için büyük yıkım. Yakın zamanda Tonya’ya gittim. Atanamayan öğretmen kızımızın isyanıyla karşılaştım. “Ne olur beni yazın, dört yıllık emeğimi görün, köyde ot taşıyorum” diyordu… Neredeyse orta yaşa doğru yol almış bu gençlerimizin atanamaması emeğine, aileye, özellikle devlete ziyandır.  Bu vebalı siyasetçiler öteki dünyada bile ödeyemezler. İnsan hayatından 10 yıl çalıyorsunuz,  böyle bir şey olabilir mi? Bu konuları da, en iyi dile getirecek, sahiplenecek olan “kadın vekildir” diyorum. 

B.K:Gençler için neler yapılmalı?  

Hayriye Nurcan Yazıcı: Ülke genelinde çok önemli bir sorun gençlerin işsizliği… Her kente bir üniversite açmak asla çözüm değil. Aksine çözümsüzlük. Gençlerimizi diplomalı işsizler haline getiriyor; atıl duruma sokuyorsunuz… Meslek edindirme programlarına, meslek liseleri ve teknik üniversitelere cevap verecek istihdam alanları oluşturmak, tabii ki kaliteli ve milli eğitim şart.

Partilerin seçim vaatlerine bakın;  hep hazıra yönlendirme var. Hâlbuki ekonomi politikaları, “çalışana hakkı verilecek, çalışan daha çok kazanacak” olarak şekillenmelidir… Halk ise istihdam alanlarını talep ederken, bu konudaki eksikleri, kendine verilen ve yerine getirilmeyen sözleri sorgulamalıdır.

B.K: 1 Kasım seçimlerin ne olacak? 7 Haziran tablosu değişir mi?   

Hayriye Nurcan Yazıcı: 7 Haziran seçim sonuçları kimsenin başarısını ortaya koymadı… Seçmen yetkili olarak tek partiyi işaret etmek yerine, tüm partilere “yan yana gelin” dedi. Fakat, seçmenin bu talebini yerine getirmek için kimse çaba göstermedi.Bana göre 1 Kasım’da fazla bir şey değişmez.  Bütün partilerde hemen hemen aday listeleri ve sorunları ortaya getirme yöntemleri, dün ile aynı... Mevcut iktidar eksiklerini kapatma gayreti sergiliyor… Bu algı çalışması iyi hesap edilmeli. Kim kendini iyi anlatırsa ibre o yöne dönecektir. Kısacası halkta heyecan uyandıracak bir değişiklik yok. Bu heyecansız haliyle kimse siyaseti, "sorunların çözüm alanı, umut olarak" görmüyor. 

Burada basına düşen görev çok önemli.  Halk, ulaşamadığı, sesi olması noktasında sıkıntı yaşadığı siyasetçilerine basın yoluyla ulaşabilmeli. Basın, halkın sorunlarını gündem yapabilmeli. Bu öngörüm, bir eğitici olarak da âcizane, basın mensuplarımıza bir hatırlatmam olsun.

Teşekkür ediyor, kolaylıklar diliyorum.

Röportaj: Bahar KURBAY

YORUMLAR Üye Girişi

Bu Habere Yorum Yapılmadı. İlk Yorumu Siz Yapmak İster misiniz? 
Lütfen Resimdeki kodu yazınız
 

Bölge Karadeniz haber portalı |haberbk.com Tavsiye Formu

Bu Haberi Arkadaşınıza Önerin
İsminiz
Email Adresiniz
Arkadaşınızın İsmi
Arkadaşınızın E-Mail Adresi
Varsa Mesajınız
Güvenlik Kodu Lütfen Resimdeki kodu yazınız