Pizza Bulls Reklam
Tayu Emlak
Putin Türk firmasının açılışına katıldı

Putin Türk firmasının açılışına katıldı

  • Putin Türk firmasının açılışına katıldı
  • Sosyal medyanın en popüler ismi oldu
  • Geçen yıl bıçakla yaraladığı kocası tarafından öldürüldü
  • Trump 37 yıldır yapılmayanı yaptı
  • Fikret Orman'dan derbi açıklaması

HABER ARŞİVİ

Lütfen Bir Tarih Seçiniz

E-Bülten

Email

Sitemizin yeniliklerinden haberdar olmak için bültenimize üye olabilirsiniz.

sanalbasin.com üyesidir

Trabzon

"Kendimize yetecek kaynağımız var"

Cemalettin Yazıcı, Trabzon’a yapılan yatırımlar ve tesisler ile şehrin spor kültürüne büyük katkı sağladıklarını ifade ederek, sıkıntılarını ve geleceğe dönük hedeflerini anlattı.

7 Kasım 2015 Saat: 10:36
"Kendimize yetecek kaynağımız var"
"Kendimize yetecek kaynağımız var"

Trabzon Gençlik Hizmetleri ve Spor İl Müdürü Cemalettin Yazıcı, “Salonlarımızı ayıralım, dedik. Hayri Gür basketbol, 19 Mayıs voleybol, bir tane hentbol salonu filan... Yomra’daki salonumuz çok güzel. Sadece jimnastik salonu değil orası, çok amaçlı salon. O da bizim üzüntümüz. Trabzon’da şöyle bir algı var: Bir şey tarif ederken, bir şey söylerken Trabzonspor’la ilgili Beşikdüzü’ne yapılmış, lüzumsuz boş tesisler deniyor. Buna üzülüyoruz. Böyle bir algı yaratıldı Trabzon’da. Bir şehir efsanesi var, tesisler bomboş. Ben ne kadar dolu dersem diyeyim. Bütün basın gidip görsün. Yağmur yağarken tenis kortları bomboş diye şikayet eden insanlar. Yağmur yağarken tenis mi oynanır? Doğrudur, 2011’de bu tesisler yapılmıştır, yeni sunuldu. 2011 yılı çalışmalarla geçti, boşluklar vardı ama şu anda bu salonları çalıştırma ile ilgili çok mesafeler kat ettik. Bizde de sıkıntı var. Yaptıklarımızı anlatamıyoruz. Şu anda öyle bir sorun yok. Orada bizim 12 tane branşımız çalışıyor, sadece jimnastik değil. O salonun dışarıdan albenisi yok. Dışarıdan bakan, burayı limanda yapılmış depo gibi görebilir. İçine girdikleri zaman olayın çok daha farklı olduğunu görebilir insanlar hafta içi. Bizim Hayri Gür kriterlerinde üst düzey maç oynatacağımız bir salonumuz var içinde. Bütün okul müsabakalarını orada oynatacağız” dedi. Trabzon’da son süreçte yapılan yatırımların şehrin spor kültürüne büyük katkı sağladığının altını çizen Yazıcı, her şeye rağmen spor için belirlenen alanların yeterince rağbet görmediğinden yakındı. Yazıcı, bu sahaların ve salonların ilgi görmesinde ailelere, eğitimcilere görev düştüğünü söyledi.

Kendi kendimize yetecek kaynağımız var 
“Burada mili eğitim, bakanlık devreye girecek. Bizim yaptığımız bu proje buradaki bir koordinasyonun ürünü. Rahmetli Valimiz Recep Kızılcık döneminde yeni geldim, çırpınıyoruz bu tesisler nasıl dolacak diye. Oturduk arkadaşlarla o zaman, bu projenin minyatürünü hazırladık, mili eğitimle görüştük, 4 tane branş yaptık, 4 tane büyük tesisi doldurduk. Pilot okullar seçtik. Geldik taşıma nasıl olacak sağ olsun o zaman özel idare valiliğe bağlıydı, rahmetli vali bey bu işi üstlendi. Hoşuna gitti. Dedi ki; ben bu işi üstleneceğim, arabaları ben tutacağım. Milli eğitim, okul müdürleriyle konuştuk, tamam dediler. Saat 10.00’da dedik 100’er kişi gelecek. 100 kişi tenise, 100 kişi yüzmeye, 100 kişi atletizme, 100 kişi jimnastiğe. Saat öğleden sonra 13:00’de yine aynı şekilde hafta 2-3 gün anlaştık. Arabaları tuttuk, malzemeleri bizden aldık, hocalar bekliyor, öğretmen bırakmıyor, okul müdürü, aile bilmem ne diyor. Yüzde 25’lerle başladık. Geldiler, gördüler sayı 60-70’lere çıktı ama 100 yapamadık. 1 yıl geçti, 2 yıl yok, sürekli olması lazım. Özel idare kapandı, vali bey gitti, ödenekler, kaynaklar falan... İddia ediyorum Trabzon’da kendi kendimize yetecek kaynağımız var.”

Biz imkan sunarken öğretmenler takım yapmıyorlar 
“Antrenör açığımız yok, fazla bile. 85-90 tane antrenörümüz var, ilçelere de gönderdik, sadece Trabzon merkezde değil. 20-25 tane antrenör, 30 tane kadrolu vardı hepsi merkezdeydi. Beşikdüzü’nde tenis antrenörü, Çarşıbaşı’nda hentbol antrenörü, Of’ta, Maçka’da badminton antrenörü var. Projeleri doldurduğumuz için orada yatmaları mümkün değil ki onlar da mutlu bundan dolayı. Çocuk gelmeyince antrenör ne yapsın, zorla çocuğu evinden alıp getirme şansı yok. Şimdi onlar da mutlu. 60, 30’lu gruplar halinde çocuklar gelince onlar da memnun, seviniyor. İşini çok sahiplenen antrenörlerimiz de var. 3 yıldır okul sporlarını biz aldık, devlet spor bakanlığına geçti, eskiden okul sporlarını okullar yapardı, çift başlı bir durum vardı. Devlet dedi ki; okul sporlarını spor müdürlüğü yapsın. Okul birinci oluyordu, parası yok, gidemiyor yarışmalara, gruplara. Öyle bir şey yok şimdi; grupları da biz yapıyoruz, seçmeleri de. Birinci mi oldu, nereye gidecek? Hatay, Antalya harcırah, araba parasının hepsini biz veriyoruz, gönderiyoruz 3 yıldır. Bu sene şöyle bir şey oldu 20. sıralarda ülke genelinde 50. sıralara düştük okul sporlarında katılım azlığından dolayı. Birileri bizi yargılamayacak mı bu kadar tesisiniz var, bu kadar salon var, bu kadar antrenörünüz var bu nedir? Tamam da ben nereye kadar müdahale edebilirim?B Beden eğitimi öğretmeni arkadaşlarımız var, kızmıyorum ama her şeyi sunuyoruz, salonu olanlarda da katılmıyor, adam bir takım yapıp da gelmiyor...”

Kültürlerin kaynaşmasını sağladık 
“Doğa kampımız var. Geçen sene uluslararası bir kamp yaptık Türkiye’de ilk defa. Bize verdiler, onur duyduk. Ortadoğu ülkeleri, Cezayir, Fas, Mısır gibi ülkelerden çocuklar geldi. Bu sene tuttular iki tane verdiler. Biri Türkiye Cumhuriyetler kampı, Asya, Kırgızistan, Türkmenistan filan. Burada da çok önemli bir şey var. Türkiye Devleti Türk Konseyini kurdu üç yıldır. Bu sene dediler ki bunlara da bir kamp yapalım en güzel Trabzon yapıyor verdiler. Bir sürü kamp yaptık Hakkari’den, Şırnak’tan çocuklar geldiler ama Türk Cumhuriyetleri kampı çok etkiledi beni. Oralardan gençler geldiler, 3 gün sonra aynı dili konuşmaya başladılar. Bir hafta kaldılar, büyükelçileri geldiler ziyarete. Çocuklar hayran kaldı. İkincisi nerede yapılacak, karar verilecek. 4 ana yer var, diğer Türkiye Cumhuriyeti ülkeler biraz sıkıntılı. Azerbaycan, Türkiye, Kazakistan, Kırgızistan. Kızlarda Samsun’da kamp yaptı. Üç yılda bu doğa kampı sayesinde yüzlerce gencimizi hareket ettirdik. Her yerden gençler geliyor buraya hepsini karıştırdık. Tarihi gezilerimiz, kültürel eğitimlerimiz, spor, çeşitli aktivitelerimiz var. Sporun dışında gençlik faaliyetlerimiz var, gençlik merkezlerimiz var.”

Zorunluluk yok gönüllülük var 
Milli Eğitim Müsteşarı Yusuf Tekin daha önceki spor bakan yardımcısıydı. Biz bu olayı ona kadar götüreceğiz. Bizim yaptığımız şeyi bir yönetmelik mecbur koysalar bitti. Geçen Almanya’ya gittim, gezdik oradaki tesisleri. Her okulda yüzme havuzu, müzik odası, olmaz. Oradaki uygulama çok basit, sabah 9.00’da başlıyor, otobüsle geliyor, 6-7-8-9 yaşında çocukları alıyor. Mecbur, benim dersim var filan yok. Kural koymuş başkan. Yönetimi farklı bizden. Milli eğitimi, sporu eyalete bağlı. Kurul diyor ki; bu çocuklar haftada iki gün gidip sporunu yapacak. Biz bunları tek başımıza ne kadar yapabiliriz?  Yukarısı doldur buraları, nasıl olacak? Ben milli eğitimi kendime mi bağlayayım? Ulaşım bana mı bağlı? Niye hep ben? Bu çocuklar sadece bizim mi? Çocuğun burnu kanadı mı bizden biliyorlar. Alt geçitte bir çocuk yakaladım, mendil satıyor. Çocuk bunu hobi olarak yapıyor. Bana, bundan zevk aldığını söyledi. Babası da diyor ki; 3 çocuk 20 liradan günde 60 lira, ayda şu kadar yapar. Geçen atıcılığa gittik, onlarla ilk defa atış yapıyor, hedeften vurdu iki kere, yetenek bu. Devam ettireceğiz onlara. Halter var, daha çok patlayıcı şeylere götürüyoruz ki çocuk deşarj olsun.  

Biz bunları alıyoruz emniyetten, oradan buradan, taşıması, malzemesi, eğitimi her şeyi bize ait. Peki böyle mi olmalı, hepimizin derdi olması gerekmez mi? Buna rağmen bizim işimiz gibi gittiğimiz yere kadar gidiyoruz. Şu andaki sorumluluk sistemlere kabahat atıyoruz ama öyle bir şey yok. Ben bunu şube müdürü döneminde de yaşadım. Zafer Yener, Hasan Ali Yüceller beden eğitimi öğretmeni, rahmetli Yakup, bu adamlar potasız şampiyon. Okulda potası yok, çocukları kendi arabasına doldurup tıkış tıkış getirip 19 Mayıs’ta bizden yer alıp, antrenman yaparak Trabzon şampiyonu olup bir üst gruplara gittiler. Bu gönül meselesi. İsterse beden eğimi öğretmeni arkadaş, yönetim, model, her şey ellerinde yapar. Okul müdürü de bu işlerle bağlantılı olacak. Zorunluluk olmadığı için tamamen gönüllülük esasına olduğu için bu işi gönüllü olan insan yapar. Şimdi beden eğitimi öğretmeni kısmı başlayacağı için toplantılara başladık. Milli Eğitim Müdürlüğü, müdür yardımcısı onlarla birlikte yapıyoruz. Spor bize geçti diye biz yapacağız diye bir derdimiz yok. Her sene 10 tane beden eğitimi öğretmeni arkadaşımızı yerimize aldık, onlarla yapıyoruz bu işi. Hiçbir ilde yok, herkes kavgalıdır.”

Avrupalı 100 puan verdi bizimkiler beğenmedi 
“EYOF’U, Gymnasiade’yi kaşımıza gözümüze bayılarak vermediler. Adamlar 5 ayda, 1 senede gelip gidip tesisleri denetliyorlar. Soyunma odalarına kadar giriyorlar. 10 ülke yarışıyor adam gelip görünce ağzı açık kalıyor. Hayri Gür’ü beğenmiyorlar bizimkiler, panel yok kenarında diye. Gelenler yüz puan verdi; bizim kendi adamımıza beğendiremiyoruz. 50 ülkeye yakın ülke gelecek buraya. Karadeniz Oyunları zamanında bu kadar tesis yoktu. Mehmet Atalay genel müdürdü, çabuk çabuk iki üç tane salon yaptırdı. EYOF’ta 2006’dan beri sürekli delegasyon geldi. Sadece tesis değil; şehrin güzelliği, doğallığı var. Deniz, hava, kara, tesisler 5 dakika, kampüs 10 dakika. Avrupa iki saat adamlar ona bakıyor. Diğer ülkelerle hesaplıyorlar biz galip geliyoruz. Bizim tesislerimiz on numara. Hayri Gür gibi bir tane salon var, Sırbistan’da merkezde ikincisi yok. Slovak antrenörümüz var, buraya adam geldi ‘tesislere inanamıyorum’ diyor. ‘Biz kendi ülkemizde bu tesisler için ölürüz, burada antrenör birbirini yiyor’ diyor inanamıyor...” “Judoda 8 aydır milli takım 3 minder serili antrenman yapıyor. Daniel Lesgov geldi, adam bayılıyor. Havuzun kenarındaki yere yaylı zemin yapıyoruz. Türkiye’de yok, yeni yeni başladık. Japonya’da gördük, duyduk, öyle koyduk. Çocuğu vuruyor sürekli yere, 500 atış yapıp yorulacağı için 1000 kere düşebilir yani. Kuvvet dağılıyor, etki yok vücuda, çocuk rahatsız oluyor. Öyle bir sistem gelişti, biz hemen uyguluyoruz. Dolayısıyla her şeye biz varız. Artık yorulduk ‘tesisler boş’ denmesinden. Golf var şimdi. Trabzon’da yayacağız diyorlar ama bize bir şey söyleyen yok. Akyazı’nın kenarında filan düşünüyorlarmış!” 

O binanın yok olmasını engelleyeceğiz 
Merkezdeki salon ihtiyacını gidermek istediklerini belirten Yazıcı, “Tenis kompleksinde 5 bin kişilik kort boş. Atıl deniliyor ya tesislerimiz sadece o 5 bin kişilik kort boş. Hiçbir şey yapılmıyor. Üstü açık, altı da deniz seviyesinin altında olduğu için orayı kurtarma şansımız olmadı. Çözüm olarak biz dedik ki; Akyazı dursun cepte, buranın üstünü kapattık mı dört mevkilik spor salonu. Biz bunun projelendirilmesini, çalışmasını, üniversiteden çelik projesini hepsini yaptırdık. Tarihi aldık, bu hafta ya da önümüzdeki hafta yazısı gelir. Biz orayı spor salonu haline çeviriyoruz. Yan taraf temiz, açık kortlarımız da var. Çok büyük turnuva geldi, kort binası ihtiyacı var, zemini var hazır seriyorsun üstünü kaldır git. İstanbul’daki Sinan Erdem gibi. Alt katlarını çok güzel organize ediyoruz. Sadece spor salonu değil 40’a yakın ofisimiz de var, kullanamıyoruz. Gençlik merkezini oraya taşımıştık. Altta çok güzel bireysel salonlar da çıkıyor. Masa tenisi filan... Yomra’da kurduk sistemi ama insanlar ‘oraya gidemem’ diyorsa burada yapabilecek. Orada müsabakalar dışında diğer ofislerde bu etkinlikleri yapabilecek büyük aşamalar kaydettik. Sağ olsun valimiz çok destek oldu bize, müsteşarla görüşmelerde. Süleyman Bey de bakanla görüştü. Bakan bey de okey dedi, sadece taahhüdü bekliyoruz, bu hafta ya da önümüzdeki hafta kesin gelir. Bunun kaçışı yok. Çünkü o binayı kurtaracağız bu şekilde ya da yok olup gidecek” dedi.

YORUMLAR Üye Girişi

Bu Habere Yorum Yapılmadı. İlk Yorumu Siz Yapmak İster misiniz? 
Lütfen Resimdeki kodu yazınız
 

Bölge Karadeniz haber portalı |haberbk.com Tavsiye Formu

Bu Haberi Arkadaşınıza Önerin
İsminiz
Email Adresiniz
Arkadaşınızın İsmi
Arkadaşınızın E-Mail Adresi
Varsa Mesajınız
Güvenlik Kodu Lütfen Resimdeki kodu yazınız