RÖPORTAJ

Sosyoloji Nedir? Trabzon'un Sosyolojisi...

"Sosyoloji nedir?" sorusunu yanıtlayan Hayri Yıldız bilgilerini bizimle paylaştı.

7 Ocak 2019 Saat: 01:23
YORUM YAPTavsiye EtYazdır

Bu haber 1.185 kez okunmuştur

Sosyoloji Nedir? Trabzonun Sosyolojisi...
Sosyoloji Nedir? Trabzon'un Sosyolojisi...

Bahar Kurbay, ‘Sosyoloji nedir?’ sordu. Hayri Yıldız cevapladı…

Akademisyen Hayri Yıldız, "Sosyoloji bir bilim dalı ama tarihi anlamını bilmezler. Çok odalı bir apartman dairesi düşünün! Bunun içinde fizik odası, matematik odası, iktisat odası, hukuk odası bunlar hep bilim odaları.  Bir odada sosyolojiye ait ama sosyolojiyi diğerlerinden ayıran bir özelliği var.  Bu odaları bağlayan koridorlar, her odayı birbirine bağlayan yerler sosyolojiye aittir.  Sosyoloji diğer bilim dallarından da yararlanır" ifadeleriyle sözlerine başladı.

Hayri hocamız bir örnek verdi;

Diyelim ki yöremizde mısır ekmeğinin sosyolojik yapı niteliğinde etkileri; psikolojik gelişim ve zihin gelişimindeki etkileri bir yönüyle de sosyoloji bununla ilgilenir. Onun için sosyoloji sağlık sosyolojisine müracaat eder, koridordan o odaya gider çünkü ondan bir veri alır.  Diyelim ki "Trabzon da boşanma oranları diğer illere nazaran daha az mı daha çok mu?" o tür bir incelemedir. Sosyoloji hukuk sosyoloji sini kullanır, geçmişle uğraşmaz. Sosyoloji olacak olanla da olmuş olanla da şuan ki olacak olguları için geçmişle ilgili bir veriye ihtiyaç duyabilir. O zaman da tarih sosyolojisine müracaat ede. Gelecekle ilgili bir veri lazım bir tahmin lazım bir yorumda bulunmak isteyecektir; fiziğe, astrofiziğe müracaat edebilir. Kelime anlamı ‘soseusloji’ bilim demek ‘soseus’ Latince arkadaş demektir. Rumcadır bu ana dilim de Rumcadır.

Hayri Yıldız konuşmasına şöyle devam etti;

Bilim dili genellikle Latincedir. Sosyal anlamı da ‘soseus’ dan gelmiş sosyal de zaten Türkçe değil Fransızca kökenli bir kelime. Bize lazım olan da coğrafyayla ilgisi nedir? bakalım sosyolojinin… Sosyoloji coğrafyaya girer müracaat eder çünkü coğrafi olaylar pratik yaşam koşullarını şekillendirir.  Rize, Giresun, Samsun bu tarafa geldikçe yağışlar artar yağışlar fazla olan bölgelerde konutların çatı sistemleri dik olur. Bunun sebebi çatıdan evlere su gelmemesi için yağmurun anında yağıp geçmesi lazım. Daha az yağış olan yerlerde daha az dik, hiç yağış almayan yerde ya da az yağış alan yerde mesela Adıyaman, Urfa oralarda çatıda yoktur. Dam vardır. Bu bir sosyolojik vaka. Yani diyelim ki zor bir coğrafyanın teknik alt yapısı da zordur. Buna göre binalar konutlarının yapımı çok mukavemet olması gerekir. Dere ağızlarında yapılaşma olmaması lazım. Çok yağışlı olduğu için heyelan, toprak kayması erozyon gibi doğal afetlere maruz kalır ve bu da insanoğlunu toplumu bir yere zorlar. ‘ Coğrafi zorunluluk’ Yani coğrafya belli bir sosyolojiyi  kalıba sokabilmekte sonradan sosyolojinin ürettiği o kültür, mekanla birlikte sosyolojiyi başka bir kalıba sokabilmektedir. Dönüşümlü proses bir süreç var burada. Birbirini etkileyen ve tetikleyen adımlardır. 

 Bu da çok önemli İbn Haldun’un sosyolojisinde oda sosyolojinin babası olarak bilinir, bize öğretilen o. Batı bilim dünyasında ise sosyolojinin kurucu babası Auguste Comte. Emile Durkheim daha önceleri Montesquieu mesela. Montesquieu bir deneme yaptıysa bile bunu İbn Haldun’dan esinlenerek yaptı. Sıcak iklimlerde özellikle insanlar zevk ve eğlenceye çok düşkündür ve tembel insanlar oluyor. Sıcak ortamlara kaydıkça bu oran artıyor. Tam aksine kuzeye çıkınca diyelim soğuk iklim kuşağına, buralarda insanlar gayet üretken yaratıcı ve erdemli oluyor. Çünkü doğa koşulları ve orada oluşan sosyoloji böyle bir biçime, kalıba sokabilmekte toplumları.

Bahar KURBAY  ‘yani çalış diyor sana doğa sende çalışıyorsun  ya da işte sıcak yerde at kendini denize üretme diyor’ dedi.

Hayri YILDIZ da bu zorunluluklara ve zorluklara karşı önlem al sorunları çöz böyle diyaletik bir süreç işliyor diyerek sözlerine devam etti. Sosyolojinin alt yapısının üst yapıya yansıması var bilinç düzeyde, öyle gelişiyor. Sürekli sorunları çözme yeteneği gelişiyor.

Sunucumuz Bahar KURBAY soruyor.    Trabzon’umuz nasıl bir sosyoloji nasıl bir kültüre sahiptir?

Hayrı YILDIZ, işte zorluğu! Trabzon’da gecen söyleşimizde değinip geçtim, söylediğim gibi bilim odaları birbirine koridorlarla bağlantılıdır. Eğitim çok önemli bir hukuk olduğu için, sosyolojinin bütün alt yapı ve üst yapıyı etkilediğini incelediği için Trabzon zor bir coğrafyaya sahip. Zor bir sosyolojide üst düzey bir kültür, sıcak iklimlerde bahsettiğim kültür gibi değil. Orada belki de üretim kişileri öyle şekillendiriyor. Ama Trabzon’da yaşam koşulları coğrafyası da çok zor. Bakıyoruz arazi çok dik, yamaçlı; zor koşullar altında bir yaşam tarzı gelişiyor ister istemez. Bunu da yenmek için ne yapmak lazım; kara yani Trabzon’da yeryüzü oldukça verimsiz. Yeşil olmamıza bakma arazi dar ve nüfusu yoğun bir bölge. Tarım ve hayvancılık çok üzerinde durmak istediğim bir konu, çünkü iktisatçıyım. Tarım ve hayvancılık yapmaya kalkışıyor vatandaşlar, bunda da bir verimlilik bulamıyorlar. Çünkü neden? İktisadın temel bir kuralı var. Arazisi dar nüfusu yoğun olan bölgelerde tarım hayvancılık olmaz. Ne olur? Mutlaka bir şey olur. Trabzon’un tarihini incelediğimiz zaman 4000 yıllık bir tarih var. Osmanlı hatta Selçukludan önce kurulan imparatorluğun başkentliğini yapmış 250 yıl. Bu bir doğa kanunudur güneşin doğudan doğup batıdan batması gibi. Yani sen kışın diyebilir misin erik ağacı sen bırak Haziran Temmuz’u şimdi çiçek aç, açmaz! Onun için bu toplumlarda aynı böyle. Doğa kanunundan onları sıyıramayız, sıyırıp yorum yapabilirsek bir çıkmaza gireriz. Onun için deniz kültürü gelişmiş deniz ticareti, balıkçılık, gemicilik yapılıyor. Denizi kullanırken o araç gereçlere de sahip olman lazım; o zaman kendin üretmek zorunda kalıyorsun. Ortaçağdan daha önce bir dünya kentiydi burası. Ben bir belge buldum hocam bana verdi üniversitede ‘TRAPEZUNTA’ isimli bir kitap bu. Pontus İmparatorluğunda son kral vardı, o son kral kendi anılarını kaleme almış. Tabi o zaman kitap, teknoloji yoktu. Onları da hatırlayabildiğim kadarıyla bir Fransız muhabir tıpkı sizin gibi diyerek gülümsedi Bahar KURBAY’a ve gülüştüler.

Sonra devam etti Hayri YILDIZ; Fransız muhabir kralın günlüklerini kitaplaştırdı, onu okudum. O zamanlar Portekiz ve İspanyol tüccarları bu bölgeye gelip ticaret yapıyorlardı; kumaş, baharat böyle burada olmayan şeyleri. İpek yolu üzerinden yapılan ticaretin merkezi Trabzon’du. Neden Trabzon’du?  Atlantikte okyanustan çıkıp Cebelitarık, Akdeniz, Ege ve Karadenize gelip deniz yolu Trabzon’da  bitiyor ve kara yolu başlıyor. İpek yolu onun için Trabzon’da. Özellikle azınlıklar diye nitelendirilen benim öyle bir kavramım yok çünkü vatandaş vatandaştır. Benim oğlum da Belçika’da Belçika vatandaşıdır orada şirketi var. Devlet diyor ki sen bana vergini ver benim yasalarıma da uy sen buranın vatandaşısın, hiç benim vatandaşımdan ayırmam. İşte teknik devlet budur. İstisnalar var tabi orada ırkçı var yok değil, her yerde istisnalar var. Şimdi yine Trabzon’a gelelim. O zamanlar uluslararası bir çapta ticaret merkeziydi Trabzon. Bu ister istemez burayı albenili hale getirdi, zenginleştirdi. Taş evler o zaman her kentte olmuyordu. Belki İstanbul’da ondan sonra Trabzon da vardı. Başka bir şehirde yoktu zaten. Rize’de belki bir camİ ya da kilise vardı diyerek sözlerini burada bitirdi ve teşekkürlerini arz etti.

 

 

YORUMLAR Üye Girişi

Bu Habere Yorum Yapılmadı. İlk Yorumu Siz Yapmak İster misiniz? 
Lütfen Resimdeki kodu yazınız
 

Haber BK Tavsiye Formu

Bu Haberi Arkadaşınıza Önerin
İsminiz
Email Adresiniz
Arkadaşınızın İsmi
Arkadaşınızın E-Mail Adresi
Varsa Mesajınız
Güvenlik KoduLütfen Resimdeki kodu yazınız
DepolamaTaşıma iletme sistemiMerdiven Tırmanma CihazıEngelli merdiven tırmanıcıUluslararası evden eve nakliyatAdaklık
Yukarı ↑